
7 Ağustos 2026
Sinop Kalesi surları içinde yer alan, üç tarafı denizle çevrili kaçılması imkansız tarihi cezaevi ve Sabahattin Ali'nin edebi mirası.

Sinop kent merkezinde, Karadeniz'in hırçın dalgalarının dövdüğü tarihi Sinop Kalesi surları içerisinde yükselen Sinop Tarihi Cezaevi, Türk edebiyatına ve yakın tarihine damga vurmuş en sarsıcı yapılardan biridir. Üç tarafı denizle çevrili yüksek kale surlarının ardında kurulu olan cezaevi, nemli havası ve aşılması imkansız duvarlarıyla dönemin "Anadolu'nun Alcatraz'ı" olarak anılmıştır.

Sinop Cezaevi'nin bulunduğu alan aslında M.Ö. 7. yüzyılda bölgeye yerleşen Miletliler döneminden itibaren savunma amaçlı kullanılan İç Kale bölgesidir. Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus'un 1214 yılında şehri fethetmesinden sonra kale güçlendirilmiş, Osmanlı döneminde ise tersane ve mühimmat deposu olarak kullanılmıştır.
1887 yılında Osmanlı Devleti döneminde resmi olarak kapalı cezaevine dönüştürülen yapı, 1999 yılına kadar aralıksız cezaevi olarak hizmet vermiş, bu tarihten sonra müze haline getirilerek ziyarete açılmıştır.
Sinop Cezaevi sadece mimarisiyle değil, koğuşlarında ağırladığı aydınlar, şairler ve siyasetçilerle de hafızalara kazınmıştır.
Türk edebiyatının usta kalemi Sabahattin Ali, 1932-1933 yıllarında bu cezaevinde yatmıştır. Nemli duvarlar ve rüzgar sesleri arasında kaleme aldığı unutulmaz eserler şunlardır:
Sabahattin Ali'nin kaldığı 1. Kısım 5. Koğuş, günümüzde aslına uygun olarak muhafaza edilmekte ve ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken bölüm olmaktadır.
Cezaevi üç ana kısımdan oluşmaktadır: